Kısırlık ve Ruh Sağlığı

kisirlikve

Genel Bilgi

Kısırlık hemen hemen tüm kültürler ve toplumlar arasında bir sorun olarak algılanmakta ve üreme çağındaki çiftlerin yaklaşık %10 -15’ini etkilemektedir. Son yıllarda, daha geç yaşta çocuk sahibi olmak isteme, kısırlık tedavisi için yeni ve daha başarılı tekniklerin geliştirilmesi ve mevcut hizmetler hakkında farkındalık oluşturulması gibi faktörlerden dolayı kısırlık için tedavi görmek isteyen çiftlerin sayısı önemli ölçüde artmıştır. Kısırlık tedavisi almak isteyenlerin sayısının artması bir farkındalık oluşturmuş ve kısırlığın psikolojik sonuçlarını araştırmak uzmanların ilgisini çekmeye başlamıştır. Özellikle psikiyatrik hastalık ve kısırlık arasındaki ilişki dikkate alınmıştır.  Ayrıca, araştırmacılar kısırlığın ruh hali üzerindeki etkisine ve kapsamlı kısırlık tedavisine uzun süre maruz kalmanın psikolojik etkisine bakmışlardır. Bu popülasyon için etkili psikiyatrik tedaviler hakkında az bilgi vardır, ancak, psikoterapötik müdahalelerin kullanımını destekleyen bazı veriler vardır.

Kısırlığın Psikolojik Etkisi

Ebeveynlik hem erkekler hem de kadınlar için erişkin yaşamdaki büyük değişimlerden biridir. Bir çocuk sahibi olamamanın stresi sonucunda kişiler kızgınlık, depresyon, anksiyete, evlilikle ilgili problemler, cinsel işlev bozukluğu ve sosyal izolasyon yaşayabilirler.  Çiftler damgalanma, kayıp duygusu ve benlik saygısında azalma yaşayabilirler. Genel olarak, kısır olan çiftlerde kadınların erkeklere oranla daha yüksek seviyede sıkıntı yaşadıkları görülmektedir. Fakat, kısırlığın sebebi erkekten kaynaklandığında erkeklerin tepkilerinin kadınların tepki düzeyine oldukça yakın olduğu görülmektedir. Hem erkekler hem de kadınlar bu durumda kimlik kaybı yaşamakta ve belirgin düzeyde eksiklik ve yetersizlik hisleri yaşamaktadırlar.

Psikolojik Rahatsızlık, Psikiyatrik Hastalık ve Kısırlık: Sebep mi Sonuç mu?

Stres, depresyon ve anksiyete kısırlıkta yaygın olarak görülmektedir. Bir dizi çalışmada kısırlık tedavisi için başvuran kısır çiftlerde depresyon sıklığı %15-%54 aralığında bulunmuş, majör depresyon yaygınlığı tahminlerinin kısır olmayan kontrol grubuna göre anlamlı ölçüde yüksek olduğu görülmüştür. Anksiyete de genel nüfusa kıyasla kısır çiftlerde anlamlı ölçüde yüksek görülmüştür. Kısır çiftlerin  %8-%28’i klinik olarak anlamlı anksiyete bildirmiştir.

Kısırlığın meydana gelmesinde psikolojik rahatsızlıkların nedensel rolü hala tartışma konusudur. Depresyon öyküsü olan kadınlarda kısırlık riskinin 2 kat fazla olduğunu bildiren çalışmalar vardır. Ancak bu çalışmalar, sigara ve alkol kullanımı, libido da azalma, ve vücut kitle indeksi gibi kısırlığa sebep olabilecek diğer faktörleri kontrol edememişlerdi.

Depresyonun kısırlığı doğrudan etkileyebileceği mekanizmalar içinde artmış prolaktin seviyeleri, hipotalamus-hipofiz-adrenal eksen işleyişinde bozulma ve tiroid disfonksiyonu gibi depresif durumun fizyolojisini içeren durumlar öne sürülmektedir.  Stres ve depresyon ile ilişkili bağışıklık fonksiyonundaki değişiklikler de olumsuz üreme fonksiyonunu etkileyebilir. İleri çalışmalarda üreme başarısında depresyon ya da anksiyetenin direkt etkisi ile düşük libido, sigara ve alkol kullanımı gibi davranışların ayırt edilmesi gerekmektedir.  Stres de benzer fizyolojik değişiklikler ile bağlantılı olduğundan, kümülatif stres düzeyinin yüksek olması, tekrarlayan depresyon ya da anksiyetede bir etken olabileceği olasılığını yükseltir.

Kısırlık Tedavisi ve Psikolojik Rahatsızlık

Kısırlık tedavisine başvuran çiftlerde kısırlıkla ilgili görülen yüksek düzeyde psikolojik rahatsızlıkların yanında tedavi sürecinin de artmış anksiyete, depresyon ve strese sebep olabileceği belirtilmiştir. Kısırlık tedavisinin etkisini inceleyen bir kaç çalışmada, tedavinin başarısızlıkla sonuçlanmasından sonra kadınlarda depresyonda artış ve benlik saygısında azalma olduğu görülmüştür.

Kısırlık tedavisinin sonucu psikolojik faktörlerden de etkilenebilir. Bir dizi çalışmada tedavide sonucun belirleyicisi olarak stres ve duygudurum incelenmiştir. Bu çalışmaların çoğunluğu kısırlık tedavisi gören kadınlarda stres ve depresyonun düşük gebelik oranları ile ilişkili olduğu teorisini desteklemektedir.

Psikolojik Müdahaleler

Psikolojik belirtilerin doğurganlığı, kısırlık tedavisinin başarısını ve devam eden tedaviye dayanma gücünü etkileyebilirliğini düşündüren veriler ışığında, kısırlık tedavisi sırasında bu konuların ele alınmasına dair ilgi artmış durumdadır. Kısırlık problemi olan kadın ve erkeklerde stres, depresyon ve anksiyete belirtilerini hafifletmek için tasarlanmış bazı girişimler araştırılmıştır.

Bir çok çalışma, bilişsel davranışçı psikoterapinin ve destek gruplarının stres ve moral bozukluğunu azaltırken doğurganlığı arttırdığını önermektedir. Her ne kadar diğer psikoterapi türlerinin kısır olan kadınlar üzerindeki etkisini değerlendiren sistematik çalışmalar olmasa da, genel popülasyonda psikiyatrik belirtileri ve stresi azaltan tedavilerin bu popülasyonda da faydalı olabileceği düşünülmektedir.

Kısırlığı olan hastaların farmakolojik tedavisi ile ilgili çok az veri bulunurken, farmakoterapi kısırlığa bağlı olarak depresyon geliştiren erkekler ve kadınlar için önemli bir seçenek olarak bulunmaktadır. Birçok kadın ilacın doğurganlıklarını ya da gebeliklerini etkileyebileceği korkusuyla farmakolojik tedaviden kaçınmaktadır. Fakat,  yaygın olarak kullanılan antidepresanların doğurganlığı olumsuz yönde etkilediğini ortaya koyan hiçbir veri yoktur. Ayrıca, son on yıl içinde biriken veriler, belirli antidepresanların gebelik sırasında güvenle kullanılabileceğini göstermektedir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>